......aşkın gözü neden körmüş....

......aşkın gözü neden körmüş....

Kategori: hikaye

Uzun zaman önce dünya yaratilmadan, insanlar dünyaya ayak basmadan
önce, iyi huylar ve kötü huylar ne yapacaklarini bilmez vaziyette
dolaniyorlarmis. Bir gün toplanmislar ve her zamanki gibi oturuyorlarken saflik ortaya fikir atmis.
- Neden, saklambaç oynamiyoruz.?
Ve hepsi bu fikri begenmisve hemen çilginlik bagirmis;
- Ben ene olmak istiyorum, Ben ebe olmak istiyorum..
Ve baska hiç kimse çilginligi arayacak kadar çildirmadigi için,
çilginlik bir agaca yaslanmis ve saymaya baslamis.
-1,2,3....
ve çilginlik saydikça, iyi huylularla kotu huylular saklanacak yer
aramislar."SEFKAT", ayin boynuzuna asilmis,"IHANET",çöp yiginin içine
girmis, "SEVGI", bulutlarin arasina kivrilmis, "YALAN",bir tasin altina
saklanacagini söylemis, ama yalan söylemis, çünkü gölün dibine
saklanmis,"TUTKU", dünyanin merkezine gitmis,"PARA HIRSI",bir çuvalin
içine girerken çuvali yirtmis.Ve çilginlik saymaya devam etmis,
-79,80,81,82......
Askin disinda bütün iyi huylar o ana kadar zaten saklanmis. Ask
kararsiz oldugu gibi, nereye saklanacagini da bilmiyormus. Bu bizi sasirtmamali
çünkü hepimiz aski saklamanin ne kadar zor oldugunu biliriz.
Ve çilginlik;
-95,96,97,.....100
100'e vardigianda "ASK" siçrayip güllerin arasina girmis ve saklanmis,
ve çilginlik bagirmis;
- Sagim solum sobedir, geliyorum!!.
Ve arkasina döndügünde ilk önce tembelligi görmüs, o ayaktaymis çünkü
saklanacak enerjisi yokmus.Sonra sefkati ayin boynuzunda görmüs ve
ihaneti çöplerin arasinda.... Sevgiyi bulutlarin arasinda,yalani gölün dibinde
ve tutkuyu dünyanin merkezinde, hepsi birer birer bulunmus sadece biri
hariç.Ve çilginlik umutsuzluga kapilmis.En son saklanan kisiyi bulamamis.Derken
haset, bulunmadigi için haset duyarak, çilginin kulagina fisilda
- "ASKI BULAMIYORSUN. GÜLLERIN ARASINDA SAKLANIYOR.". Ve çilginlik
çatal seklinde tahta bir sopa almisve güllerin arasina çilginca saplamis,
saplamis, saplamis taki yürek buradan bir haykirma onu durdurana
kadar.Ve haykiristan sonra, ask elleriyle yüzünü kapayarak ortaya çikmis ve
parmaklari arasinda iki sicim gibi kan akiyormus gözlerinden.Çilginlik
aski bulmak için heyecandan askin gözlerini çatal sopayla kör etmis.
- Ne yaptim ben, ne yaptim bendiye bagirmis
- Seni kör ettim, nasil onarabilirim
Ve ask cevap vermis
- Gözlerimi geri veremezsin.Ama benim için bir sey yapmak
istersen,benim kilavuzum olabilirmisin
Ve o günden beri askin gözü kördür ve her zaman çilginlik yanindadir......

19:12 - Cuma, Aralık 22, 2006 - yorum {yok} - yorum yaz

!!!

!!!

Kategori: hikaye

Genç kız feci bir hastalığın pençesinde kıvranıyordu. Yaralı kalbi artık bu dünyaya
daha fazla dayanamamaya ba
şlamıştı. Çok zengin olan ailesi tüm gazetelere,
kalp nakli için ilân vermi
şlerdi... Canını feda edecek birini arıyorlardı...
Genç kız ise her gün hastane odasında biraz daha solmaktaydı.

Yine yalnızdı odasında, gözü ya
şlı, boynu bükük ölümü bekliyordu...
Gözlerini kapadı, bu küçük odada gözya
şı dökmekten bıkmıştı... Yine de
engel olamadı pınar gibi ça
ğlayan gözyaşlarına. Sevdiği geldi aklına,
fakir ama onu seven sevgilisi... Her gün aynı
şeyleri düşünüyor,
anıları bir film
şeridi gibi gözünün önünden geçiyordu...

"Param yok ama sana verebilece
ğim sevgi dolu bir kalbim var" demişti
delikanlı... Genç kızda zaten ba
şka birşey istemiyordu...Sevgiye muhtaç biri,
sevdi
ğinin sevgisinden başka ne isteyebilirdi ki... Ama olmamıştı işte,
dünyalar kadar olan sevgilerinin arasına, o lanet olasıca para girmeyi bilmi
ş,
onları ayırmı
ştı... İşte paranın geçmediği zamanlara gelmişlerdi...
Ne önemi vardı artık?
Şu son günlerinde, sevdiği yanında olsa yeterdi...

Ayrılıklarından bu yana be
ş bitmeyen, çile dolu yıl geçmişti...Her günü zehir,
her günü hüsran... Ama genç kız hep sevgisini yüre
ğinde taşımış, kalbini
kimseyle payla
şmamıştı. Sevdiğini düşündü işte o an.. Acaba o neler yapmış
bu kadar sene boyunca.. Kimbilir kiminle evlenmi
ş, çoluk çocuğa karışştı...
Gözlerinden bir damla ya
ş daha damladı kurumuş, bitmiş ellerine. Ellerine baktı,
bir zamanlar ellerinin, elerini tuttu
ğunu hayal edip, her gün saatlerce ellerini
seyrederdi... En çok da saçlarının dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdi
ği öpmüş,
koklamı
ştı onları. Her bir tanesi koptuğunda, kalbine bir ok daha saplanıyordu.
Kalbi yine sızlamaya ba
şlamıştı. Belki sevdiği yanında olsa,
kalbi bu kadar yorulup, veda etmezdi ya
şama... Zaten artık ölüm umrunda
de
ğildi genç kızın. Sevdiğinden ayrı yaşamanın ölümden ne farkı vardı ki...

Tekrar o geldi aklına... Ke
şke keşke yanımda olsa dedi. Son bir kez elini tutsa
yeterdi. Gözlerini son bir kez öpse, rahatça ebediyen gözlerini kapatabilirdi artık...
Gözleri pınar gibi ça
ğlamaya başladı. Sevdiğini son bir kez göremeden ölmek
istemiyordu.. Ufak da olsa ondan bi hatırasını almadan bu dünyadan göçmek
istemiyordu... Sevdi
ği, kimbilir kiminle beraberdi? Kendi, sevgi dolu kalbini kimseyle
payla
şmayı düşünmemişti bile ama acaba o paylaşş mıydı? Onun sevgisini
silmi
ş atmış mıydı acaba kalbinden? İçi birden nefretle doldu. Üstüne büyük bir
a
ğırlık çöktü. Onu düşündükçe her dakikasının zehir olması artık çok daha
a
ğır geliyordu genç kıza... Ölmek istedi, artık yaşamak istemiyordu bu dünyada...
Ama sevdi
ğinden bir hatıra almadan ölmeyeceğine and içmişti.

Tekrar gözlerini açtı. Kimbilir belki de sevdi
ği onu unutmuştu.. Bu düşünceler
içinde daldı... Birden babası girdi odaya, kızına kalp nakli için bir gönüllü
bulduklarını müjdeleyecekti. Fakat genç kız çoktan uykuya dalmı
ştı...
Bir mele
ği andıran masum yüzü, sevdiğinin özleminden sırılsıklamdı...

O gece biri gözlerini dünyaya kapadı, genç kız ameliyata alındı. Tekleyen ve
görevini yerine getirmeyen kalbi de
ğiştirilmişti. Bir hafta sonra tekrar gözlerini
açtı dünyaya genç kız. Ama dünya daha farklı geldi ona. Sanki bir
şeyler eksikti...

Aradan aylar geçmi
ş genç kız artık iyice iyileşmişti. Ama içindeki burukluğu bir
türlü atamıyordu. Sevdi
ği aklına gelince kalbi eskisinden daha çok sızlıyordu...
Bir kere, bir kere görebilsem diye mırıldandı... Kalbi yine sızlamaya ba
şlamıştı.
Yeni kalbi onu iyile
ştirmişti ama nedense her gece aniden hızlanıyor, onu
uykusundan uyandırıyor ve sanki yerinden çıkacakmı
ş gibi atmaya başlıyordu...
Genç kız bir anlam veremedi
ği bu durumu doktora anlatmıştı ama
ameliyatı kolay de
ğildi, bir aya kalmadan geçer demişti doktor.

Aylar geçmi
şti ama hâlâ aynıydı durum. Çiçeklerinin yanına gitti. Her gün
onlarla saatlerce dertle
şiyor, zaman zaman ağlıyordu onlara.. En çok kan
kırmızısı gülünü seviyordu. Çünkü kırmızı gülün onun için yeri apayrı idi.
O da genç kızla beraber gülüyor, onunla beraber a
ğlıyordu. Onu sevdiği gibi
görüyordu genç kız. Ve gülünü sevdi
ğini ilk gördüğünde ona hediye edeceğine
dair yemin etmi
şti. Başka türlü paylaşamazdı gülünü kimseyle...

Kapı çaldı aniden. Kapıyı açtı ama kimse yoktu. Gözü yerdeki beyaz zarfa ili
şti.
Yava
şça eğilip zarfı yerden aldı. Birden kalbi deli gibi atmaya başladı. Ne
oldu
ğunu anlayamıyordu. Zarfın üzerinde ne bir isim, ne bir adres vardı.
Zarfı açtı, içinden beyaz bir ka
ğıda yazılmış bir mektup çıktı. Kalbi daha hızlı
atmaya ba
şladı. Onun kokusu vardı kağıtta. Evet, onun kokusu vardı.
Yıllar yılı özlemini çekti
ği, yanında olabilmek için canını bile verebileceği
sevdi
ğinin kokusu vardı mektupta... Başı dönmeye başladı. Koltuğuna geçip
oturdu yava
şça... Kağıdı açtı ve elleri titreyerek okumaya başladı.

"Sevgilim, senden ayrıldıktan sonra, bir kalbe iki sevginin sı
ğmayacağını
bildi
ğimden dolayı, ne bir kimseyi sevebildim, nede kimseye bakabildim... Her
günüm di
ğerinden daha zor geçti, çünkü her gün özlemin daha da artıyordu...

Sana kitapları dolduracak kadar
şiirler yazdım. Her biri diğerinden daha da
hüzünlüydü. Yazdım, okudum, a
ğladım... Her gün yazdım, her gün okudum, senelerce
a
ğladım... Her gece seni düşündüm sabahlara kadar, her gece senin yanında
olmayı istedim. Ve her gece sensizli
ğe lanet ettim, uykuları haram ettim kendime,
sensiz olmanın acısını gözlerimden çıkardım... Ve bir gün her
şeyi değiştirecek
bir fırsat çıktı önüme. Bunu fırsatı de
ğerlendirmeyip, kendime haksızlık edemezdim.
Ve de
ğerlendirdim... Senden çok uzaklara gittim, belki seni unuturum diye...
Ama tam tersi oldu. Seni daha çok özlüyorum artık...

Senden çok uzaklardayım belki ama yine de seni görmek için uzaklardan
gelebiliyorum. Hem de her gece...Seni seviyor, seyrediyor ve e
ğilip sen uyurken
yana
ğına bir öpücük konduruyorum.. Bazen gözlerini açıp bakıyorsun, geldiğimi
bildi
ğini sanıyorum ama yine o tatlı uykuna geri dönüyorsun. Yarın birbirimizi
sevmemizin altıncı senesi... Hep ben geldim
şimdiye kadar senin yanına, yarın da
sen gel olur mu sevgilim.. Ha, unutmadan, sana hep sözünü etti
ğim, kalbime iyi bak
olur mu? Çünkü göz ya
şlarımla, adını yazdım ona... Seni senden bile çok seven bir
sevgi var kalbinin içinde unutma. Kırmızı gülü de unutma olur mu?
Seni Seviyorum, Yanıma Gelinceye Kadar da Sevece
ğim...
SEVGİLİN

21:21 - Perşembe, Eylül 21, 2006 - yorum {1} - yorum yaz

SERÇE VE GÖÇMEN KUŞUN HİKAYESİ

SERÇE VE GÖÇMEN KUŞUN HİKAYESİ

Kategori: hikaye

 

İhanetin adı göçmen bir kuşa verilmiş,
Sadakatin adı ise; bir serçeye

Göçmen ku
ş bütün bahar ve yaz boyunca
Küçük köyün üstünde uçmu
ş serçeyle beraber

Küçük sinekleri, kurtları yemi
şler,
ş yağmurlarıyla şaha kalkmış, derelerden su içmişler.

Masmavi gökyüzünde dans etmi
şler,
Çiçek açan a
ğaçlara konup, papatya tarlalarında gezmişler...

Birbirlerine söz vermi
ş kuşlar;
Ayrılmayaca
ğız diye.

Ama kı
ş gelmiş,
Göçmen ku
ş adına yakışanı yapmaya kararlıymış,

Serçe ise her zamanki gibi sadık
Ama sevgi de yabana atılmaz bir gerçek.

Ayrılık acı, ihanet kötüymü
ş serçe için
Ya
şamaksa önemli imiş göçmen için.

O, baharların tatlı e
ğlencesiymiş sadece
Gel demi
ş serçeye benle beraber...

Ba
şka bir bahara uçalım.
Serçe ise burda bekleyelim demi
ş yeni baharı

Ama kı
ş acımasızdır. demiş göçmen,
Ya
şayamayız burda, aç kalır üşürüz

Serçe hayır demi
ş korunuruz kötülüklerinden kışın beraber
Göçmen inanmamı
ş serçeye hayır demiş gidelim.

Serçe için gitmek nasıl bir ihanetse yaşadığı yere
Kalmakta aynı
şekilde ihanetmiş sevgiliye

Ve karar vermi
ş sevgiyi seçmiş
Uçacakmı
ş yeni bir bahara...

Göçmen ve serçe çıkmı
şlar yola,
Ama serçe zayıfmı
ş,
onun kanatları uzun uçu
şlar için değil.

Dayanamayacakmı
ş bu yola
Oysa göçmenin kanatları güçlüymü
ş

Çünkü o hep kaçarmı
şşlardan
Hep gidermi
ş zorluklarından kışın yeni baharlara

Bir fırtına yakla
şıyormuş.
Göçmen hızlı gidiyormu
ş fırtınadan, yakalanmayacakmış

Ama serçe iyice zayıf kalmı
ş, yavaşlamaya başlamış
Göçmene duralım demi
ş artık.

Biraz dinlenelim
Göçmen itiraz etmi
ş, fırtına demiş, ölürüz.

Serçe çok fırtına görmü
ş, kurtuluruz demiş.
Ama göçmen yürü demi
ş serçeye
birazdan okyanuslara varaca
ğız

Serçe sevgisine uymu
ş ve
pe
şinden son bir gayretle gitmiş göçmenin
Birazdan varmı
şlar okyanusa

Kurtulu
şuymuş bu büyük deniz
Göçmen için çok iyi bilirmi
ş buraları

Ama serçe ilk kez görüyormu
ş ve sanki
Gökyüzünden daha büyükmü
ş bu yeni mavi

Serçe artık dayanamıyormu
ş,
Son bir sevgi sesiyle seslenmi
ş göçmene

Artık gidemiyorum.... Göçmen serçeye bakmı
ş,
Bakmı
ş ve devam etmiş........

Okyanus çok büyükmü
ş, serçe ise çok küçük
Serçenin sevgisi de çok büyükmü
ş ama göçmen çok küçük...

Mavi sularında okyanusun bir minik SADAKAT ...
Yeni bir baharın koynunda koca bir
İHANET...

 

 

19:11 - Pazartesi, Eylül 18, 2006 - yorum {1} - yorum yaz

BENİM HİÇ SENİM OLMAMIŞ GİBİ!

BENİM HİÇ SENİM OLMAMIŞ GİBİ!

Kategori: hikaye


Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık,
sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak
aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. Belki birkaç
satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. İçimden olmayacak,
boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim.
Hani hep kızardın ya “Konuş konuş konuş” derdin,
haykırabilir miyim şimdi korkaklığını.
Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı,
artık sahiplenilmeyecek olmanın
burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin,
susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa ...?

Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin,
dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı.
Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim.
Var olduğum her yer aşkın şehri olmalı artık,
yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer,
zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için.
Evet, sayfalardan koparıp bir bir savurmalıyım seni
yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan
her adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına.
Kopan takvim yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı,
yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım.
Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim.
Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı
hatta sana hak verebilmeliyim.
Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni
ve çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için.
Zira yoksun. Sanki benim hiç senim olmamış,
sanki bizi hiç yaşamamışız,
sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış
ve sonra yarım bırakmışız gibi.

Artık yeni bir şarkı söylemenin vakti,
Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan,
Sanki benim hiç senim olmamış gibi...

16:33 - Salı, August 8, 2006 - yorum {1} - yorum yaz

Sonraki Sayfa